Terimler,sadece anlaşılır.
Bu sitede ve sektörde geçen kavramları, dijital pazarlamanın içinde olmayan birinin de anlayacağı sadelikte anlattım. Yazılarda bir terimin üzerine geldiğinizde de aynı açıklamaları göreceksiniz.
ROAS#
Return on Ad Spend, yani reklam harcamasının getirisi. 10.000 TL harcayıp 40.000 TL ciro ürettiyseniz ROAS 4'tür. Kulağa net gelir ama tek başına yanıltıcıdır: ciroyu ölçer, kârı ölçmez ve ortalaması yüksekken son harcanan liranın getirisi düşüyor olabilir. Bu yüzden bütçe kararları yalnızca ortalama ROAS'a bakılarak verilmez.
Dönüşüm#
Reklamın ya da sitenin var olma amacı olan eylem: satın alma, form doldurma, telefon araması, randevu. Neyi 'dönüşüm' saydığınız bütün sistemi şekillendirir — platformlar bütçeyi bu hedefe göre optimize eder. Yanlış eylemi dönüşüm sayarsanız (örneğin satış yerine ucuz form), sistem size o yanlış şeyden bolca getirir.
CPL (Lead başına maliyet)#
Cost per Lead: bir potansiyel müşteri bilgisi (form, kayıt) elde etmek için ödenen ortalama tutar. Düşük CPL her zaman iyi haber değildir — form ucuzladıkça niteliği de düşebilir. Sağlıklı okuma, CPL'i tek başına değil 'nitelikli lead başına maliyet' ile birlikte yapmaktır.
Lead#
İletişim bilgisini bırakarak ilgisini belli etmiş potansiyel müşteri. Form dolduran herkes lead'dir ama her lead eşit değildir: telefonu açan, doğru ihtiyaca sahip olan 'nitelikli lead' ile sadece meraklı form dolduran arasında büyük fark vardır. İyi pazarlama, lead sayısını değil nitelikli lead sayısını büyütür.
KPI#
Key Performance Indicator, yani ana başarı göstergesi. Hangi metriği KPI seçtiğiniz masum bir tercih değildir: ekipler ve reklam platformları neye göre ölçülüyorlarsa onu üretir. 'Form sayısı' KPI olursa bol ve ucuz form gelir; 'satışa dönüşen form' KPI olursa davranış tamamen değişir.
Atıf (Attribution)#
Müşteri satın almadan önce üç reklam görüp bir arama yaptıysa, satış kimin sayılır? Atıf, bu kredi paylaştırma kurallarıdır. Google, Meta ve GA4 farklı kurallar kullandığı için aynı ayın satış rakamları üç raporda üç farklı görünür — üçü de 'yanlış' değildir, farklı soruya cevap verir.
GA4 (Google Analytics 4)#
Google Analytics 4, sitenizin ölçüm merkezi: ziyaretçiler hangi kanaldan geldi, hangi sayfalarda gezindi, hangi eylemleri tamamladı. Reklam platformlarının kendi raporlarından farkı, bütün kanalları tek yerde ve aynı kurallarla göstermesidir. Doğru kurulmuş GA4, 'hangi kanal gerçekten çalışıyor' sorusunun hakemidir.
GTM (Google Tag Manager)#
Google Tag Manager, ölçüm kodlarının santralidir: GA4, Meta Pixel gibi kodlar siteye tek tek gömülmek yerine GTM üzerinden yönetilir. Yeni bir ölçüm eklemek için site koduna dokunmak gerekmez; panelden eklenir, test edilir, yayınlanır. Bu hem hız hem düzen demektir.
UTM etiketi#
Linklerin sonuna eklenen küçük parametreler (utm_source, utm_medium, utm_campaign). Ziyaretçinin hangi kampanyadan, hangi reklamdan geldiğini analiz araçlarına söyler. Sıkıcı görünür ama ölçüm zincirinin ilk halkasıdır: UTM disiplini bozuksa hiçbir rapor doğru okunamaz.
Pixel (Piksel)#
Reklam platformlarının siteye eklenen ölçüm kodu: ziyaretçi hangi sayfaya baktı, sepete ne ekledi, satın aldı mı — bunları tarayıcıdan platforma bildirir. Platform bu veriyle kime reklam göstereceğini öğrenir. Çerez kısıtlamaları yüzünden artık tek başına yetmez; sunucu taraflı ölçümle (CAPI) birlikte kullanılır.
CAPI (Conversions API)#
Conversions API: satın alma gibi olayları ziyaretçinin tarayıcısı yerine sitenizin sunucusundan reklam platformuna gönderir. iOS izinleri ve reklam engelleyiciler tarayıcı ölçümünü deldiği için önem kazandı. Doğru kurulum Pixel ile birlikte, çift sayımı önleyen eşleştirmeyle (event_id) çalışır.
EMQ (Olay Eşleşme Kalitesi)#
Event Match Quality: Meta'ya gönderdiğiniz olayların (satın alma, form) gerçek kullanıcı profilleriyle eşleşme oranının puanı. E-posta ve telefon gibi bilgiler şifrelenmiş (hash) hâlde olaylarla birlikte gönderilirse puan yükselir. Düşük EMQ, platformun kimin dönüştüğünü görememesi — yani kötü öğrenme — demektir.
Çevrimdışı dönüşüm#
Satış her zaman sitede bitmez: form dolduran aday haftalar sonra telefonla müşteri olur. Çevrimdışı dönüşüm aktarımı, bu sonucu tıklama kimliğiyle eşleştirip reklam platformuna geri gönderir. Böylece platform 'form dolduranı' değil 'gerçekten müşteri olanı' bulmayı öğrenir — uzun satış döngülü işlerin en değerli kurulumudur.
CRM#
Customer Relationship Management: müşteri adaylarının ve müşterilerin tek tek izlendiği sistem. Pazarlama açısından önemi şudur: reklamın gerçek sonucu (satış, kayıt) çoğu zaman CRM'de gerçekleşir. Ölçümü forma kadar değil CRM'e kadar uzatan işletmeler, bütçelerini gerçek sonuca göre yönetebilir.
A/B testi#
İki (ya da daha çok) sürümü eşzamanlı yarıştırarak hangisinin daha iyi çalıştığını veriye söyletme yöntemi. Kritik kuralı tek değişkendir: başlığı da görseli de aynı anda değiştirirseniz kazananın neden kazandığını bilemezsiniz. İkinci kuralı sabırdır — yeterli veri birikmeden ilan edilen kazanan, çoğu zaman şans eseridir.
Google Ads#
Google'ın reklam platformu: arama sonuçları, YouTube, Gmail, haritalar ve milyonlarca ortak site. En büyük gücü niyettir — insanlar tam da o ürünü ararken karşılarına çıkabilirsiniz. Arama, Shopping, video ve görüntülü reklam gibi farklı kampanya tipleri, huninin farklı noktalarına hizmet eder.
Meta Ads#
Facebook ve Instagram'ın reklam sistemi. Gücü, insanların aramadığı ama ilgisini çekecek şeyleri bulup gösterebilmesindedir — talep yakalamaktan çok talep yaratır. Görsel ve video kalitesi burada aramadakinden çok daha belirleyicidir; kreatif, Meta'da stratejinin kendisidir.
Business Manager / İşletme portföyü#
Meta'nın işletme varlıklarını (sayfa, Instagram hesabı, reklam hesabı, piksel) tek çatıda toplayan yönetim yapısı. Kritik kural: bu varlıkların sahibi kişisel bir profil değil, işletmenin kendi portföyü olmalıdır. Ajanslara erişim de buradan, şifre paylaşmadan, rol bazlı verilir — hem güvenlik hem sahiplik meselesi.
Advantage+#
Meta'nın otomasyon ağırlıklı kampanya ailesi: kime, nerede, hangi kreatifle reklam gösterileceğini büyük ölçüde sistem belirler. İyi sinyal verisiyle beslendiğinde güçlüdür; ama otomasyon neyi verirseniz onu büyütür — yanlış dönüşüm sinyaliyle beslerseniz hatanızı da ölçekler. Otomasyona bırakılan şey hedefleme mekaniğidir, strateji değil.
Performance Max#
Google'ın bütün envanterinde — arama, Shopping, YouTube, Gmail, görüntülü — tek kampanyayla koşan otomasyon ürünü. Varlıkları (metin, görsel, video, feed) siz verirsiniz, dağıtımı sistem yönetir. Gücü ölçek, zayıflığı şeffaflıktır: neyin nerede çalıştığını görmek zordur, bu yüzden temiz dönüşüm verisiyle beslenmesi kritiktir.
Merchant Center#
E-ticaret sitenizdeki ürünlerin Google'a aktarıldığı merkez: ürün adı, fiyat, stok, görsel bilgileri buradan beslenir ve Shopping reklamları ile ücretsiz listelemeler bu veriyle döner. En sık sorun, sitedeki fiyat/stok ile buradaki verinin uyuşmamasıdır — bu uyumsuzluk hesabın askıya alınmasının bir numaralı sebebidir.
Feed (Ürün akışı)#
Ürün kataloğunuzun makine tarafından okunabilir listesi: her ürünün adı, fiyatı, stok durumu, görseli. Google Shopping ve Meta katalog reklamları tamamen bu veriyle çalışır. 'Feed sağlığı' sıkıcı bir teknik detay gibi görünür ama e-ticaret reklamcılığının temelidir: bozuk feed, bozuk reklam demektir.
Remarketing / Yeniden pazarlama#
Sitenizi ziyaret etmiş ama dönüşmemiş kişilere yeniden ulaşma yöntemi. Doğru kullanıldığında en verimli reklam türlerindendir — ilgi zaten kanıtlanmıştır. Yanlış kullanıldığında (aynı ürünü haftalarca kovalayan reklamlar) marka algısını yıpratır. Sıklık sınırı ve süre sınırı, remarketing'in emniyet kemeridir.
Öğrenme dönemi#
Yeni kampanya açıldığında ya da büyük değişiklik yapıldığında platform, kimin dönüşeceğini deneme-yanılmayla öğrenir; bu dönemde sonuçlar pahalı ve dalgalıdır. Kritik sonuç: her büyük değişiklik öğrenmeyi sıfırlar. Bu yüzden yoğun sezon ortasında strateji değiştirmek, en pahalı trafikte acemilik dönemi başlatmak demektir.
Negatif anahtar kelime#
Google Ads'te reklamın gösterilmeyeceği aramaları tanımlayan kelimeler. 'Ücretsiz', 'ikinci el', alakasız şehirler — bütçeyi sessizce yiyen aramalar negatif listeyle kesilir. Arama terimi raporunu düzenli okuyup negatif listesini beslemek, hesap bakımının en temel rutinidir.
Sıklık (Frequency)#
Bir kişinin reklamınızı ortalama görme sayısı. Belli bir tekrara kadar hatırlanma artar; sonrasında her gösterim hem para israfı hem rahatsızlık üretir. Yükselen sıklık + düşen tıklama oranı, kitlenin yorulduğunun ve kreatif tazeleme vaktinin geldiğinin klasik işaretidir.
DSP / Programatik#
Demand-Side Platform: binlerce sitedeki reklam alanını gerçek zamanlı açık artırmayla otomatik satın alan sistem. 'Programatik' bu otomatikleştirilmiş satın alma dünyasının genel adıdır. Google ve Meta dışına ölçekli erişim sağlar; bedeli, envanter kalitesini ve sıklığı sıkı denetleme zorunluluğudur.
Spark Ads#
TikTok'un, var olan organik gönderileri (kendi hesabınızın ya da izin veren içerik üreticilerinin) reklam olarak yayınlamanızı sağlayan formatı. Gücü doğallıktır: reklam gibi görünmeyen reklam, TikTok'ta reklam gibi görünen reklamdan neredeyse her zaman iyi çalışır.
SEO#
Search Engine Optimization: sitenizin arama sonuçlarında reklam vermeden görünür olmasını sağlama disiplini. Üç ayağı vardır: teknik sağlık (site taranabilir ve hızlı mı), içerik (aranan sorulara gerçekten cevap veriyor mu) ve otorite (başka güvenilir kaynaklar size işaret ediyor mu). Yavaş işler ama birikir — reklamın aksine, durduğunuz gün sıfırlanmaz.
Organik trafik#
Arama sonuçlarındaki reklamsız bağlantılardan gelen ziyaretçi trafiği. Değeri iki katmanlıdır: tıklama başına para ödenmez ve arama niyeti taşıdığı için kalitesi genellikle yüksektir. SEO yatırımının döndüğü yer burasıdır.
Anahtar kelime#
Arama kutusuna yazılan ifadeler. Modern SEO'da tek tek kelimelerden çok 'arama niyeti' konuşulur: 'ROAS nedir' yazan öğrenmek, 'Google Ads ajansı fiyat' yazan satın almak istiyordur. İçeriği kelimeye değil niyete göre kurmak, bugünün doğru yaklaşımıdır.
Backlink#
Başka sitelerden sizin sitenize verilen bağlantılar. Google bunları güven oyu gibi okur: saygın kaynaklar size işaret ediyorsa siz de güvenilirsinizdir. Kestirme yol link satın almaktır ve faturası gecikmeli gelir — sürdürülebilir yol, bağlantı verilmeyi hak eden içerik ve dijital PR'dır.
SERP#
Search Engine Results Page: bir arama yaptığınızda karşınıza çıkan sonuç sayfası. Artık on mavi bağlantıdan ibaret değil — reklamlar, harita, alışveriş kutuları, 'benzer sorular' ve AI özetleri aynı sayfada yarışır. SEO'nun görevi de sadece 'sıralanmak' değil, bu kalabalık sayfada görünür ve tıklanır olmaktır.
Core Web Vitals#
Google'ın gerçek kullanıcı deneyimini ölçtüğü üç metrik: LCP (ana içerik ne kadar hızlı görünüyor), INP (sayfa dokunuşa ne kadar hızlı tepki veriyor) ve CLS (içerik yüklenirken zıplıyor mu). Sıralama etkisinin ötesinde önemi şudur: bu metrikler kötüyse ziyaretçi zaten beklemeden gidiyordur.
Google Discover#
Google uygulamasını açınca arama yapmadan karşınıza çıkan kişiselleştirilmiş akış. Haber ve içerik siteleri için devasa ama güvenilmez bir trafik kaynağıdır: bir hafta trafiğin yarısını taşır, ertesi hafta sessizce çekilebilir. Discover'a 'yaslanmadan yararlanmak', yayıncı stratejisinin temel dengesidir.
Yapılandırılmış veri (Schema)#
Sayfanızın 'bu bir makale, yazarı şu, tarihi şu' gibi bilgilerini arama motorlarına makine diliyle anlatan etiketler (Schema.org). Ziyaretçi görmez ama Google görür: zengin sonuçların (yıldızlar, SSS kutuları, tarif kartları) ve yapay zekâ özetlerinde doğru anlaşılmanın altyapısıdır.
Canonical#
Aynı içerik birden çok URL'de açılabildiğinde (parametreli linkler, benzer sayfalar) arama motoruna hangisinin asıl olduğunu bildiren etiket. Yoksa Google sayfalarınızı birbirinin kopyası sayabilir ve görünürlük bölünür. Sessiz ama temel bir teknik SEO hijyenidir.
hreflang#
Çok dilli sitelerde her sayfanın hangi dile/ülkeye hitap ettiğini ve diğer dillerdeki karşılığının nerede olduğunu bildiren etiket. Doğru kurulunca Türk kullanıcı Türkçe, İngiliz kullanıcı İngilizce sayfayı görür; yanlış kurulunca diller birbirinin görünürlüğünü yer. Bu sitenin TR/EN yapısı da hreflang ile yönetiliyor.
RPM#
Revenue per Mille: bin sayfa gösterimi başına elde edilen reklam geliri. Yayıncılığın temel metriğidir ama tek başına yalan söyleyebilir: sayfaya reklam yığmak RPM'i kısa vadede yükseltirken siteyi yavaşlatıp trafiği — ve toplam geliri — düşürebilir. Doğru okuma her zaman trafik ve hızla birliktedir.
AI Overviews#
Google'ın bazı aramalarda sonuçların en üstünde gösterdiği, web kaynaklarından sentezlenen yapay zekâ cevabı. Tıklamaları azaltır — kullanıcı cevabı orada bulur — ama kaynak gösterilen siteye nitelikli görünürlük kazandırır. Yeni SEO sorusu şudur: makine cevabı yazarken kaynak göstermek zorunda kalacağı içerik sizde var mı?
AEO / GEO#
Answer/Generative Engine Optimization: klasik SEO'nun yapay zekâ çağındaki uzantısı. Hedef, sıralamada üst sıra değil; ChatGPT, Perplexity ve AI Overviews gibi sistemlerin cevap üretirken sizi kaynak göstermesi. Formülü kopyalanabilir bilgi değil, alıntılanmayı hak eden birinci el deneyim ve net yapıdır.
Search Console#
Google'ın site sahiplerine sunduğu ücretsiz panel: hangi aramalarda göründünüz, kaç tıklama aldınız, hangi sayfalar dizine girdi, teknik sorun var mı. SEO'nun birincil veri kaynağıdır — tahmin değil, doğrudan Google'ın kendi kaydı. Kurulmamışsa SEO konuşması veri değil his üzerinden yürür.
İndexlenme (Dizine ekleme)#
Google'ın sayfanızı keşfedip kendi kütüphanesine (dizinine) eklemesi. Dizinde olmayan sayfa, ne kadar iyi olursa olsun aramada çıkamaz. Taranabilirlik sorunları, zayıf iç bağlantılar ya da 'değersiz' bulunan içerik dizin dışı kalmanın tipik sebepleridir — SEO denetimlerinin ilk baktığı yer burasıdır.
Huni (Funnel)#
Yabancı birinin müşteriye dönüşme yolculuğunun modeli: fark etme → ilgilenme → değerlendirme → satın alma. Huni denir çünkü her aşamada kalabalık azalır. Pratik değeri teşhistir: satış azsa sorun huninin neresinde — sizi bilen mi az, güvenen mi, yoksa son adımda mı kaçıyorlar? Cevaba göre yapılacak iş tamamen değişir.
Kreatif#
Reklamın izleyiciyle buluşan yüzü: görsel, video, başlık, metin. Hedefleme otomasyona devroldukça kreatifin ağırlığı arttı — bugün Meta gibi platformlarda performansın en büyük kaldıracı, kime gösterdiğiniz değil ne gösterdiğinizdir. 'Kreatif yorgunluğu' da aynı reklamın kitlesini tüketmesi demektir; düzenli tazeleme ister.
CTR (Tıklama oranı)#
Click-Through Rate: gösterim başına tıklama yüzdesi. Mesajın dikkat çekip çekmediğinin ilk sinyalidir ama nihai hedef değildir — bol tıklanan ama satmayan reklam, sadece pahalı bir ilgi toplama makinesidir. CTR'ı her zaman dönüşümle birlikte okuyun.
CPM#
Cost per Mille: bin gösterim başına ödenen tutar. Reklam alanının piyasa fiyatıdır; rekabetin yoğun olduğu dönemlerde (örneğin Kara Cuma haftaları) herkese birden yükselir. CPM'in pahalanması her zaman kötü haber değildir — doğru kitleye pahalı ulaşmak, yanlış kitleye ucuz ulaşmaktan kârlıdır.
Terimi bilmek başka, uygulamak başka.
Bu kavramların sizin işinizde nasıl karşılık bulacağını 20 dakikalık bir görüşmede konuşabiliriz.